Hoşgeldiniz..

online degree programs

Hospitality Club - Couch Surfing meaning "new friends"

4/9/2008 · Kategori: seyahat

We have been members of Hospitality Club for 8 or 9 months, it is a club where people meet (of course by membership) and if a member wants, he/she can open their house for travellers and give them a sleeping area..if a member does not want to welcome a guest at his/her place, then he/she can choose "drink smt and have dinner for night"..it depends on the member.
Our choice is to welcome the travelers at our place but although we would like to welcome, nobody sent us a message during these months.

3 weeks ago, in a meeting of HC, one of our Turkish friends told us about the couchsurfing web site. Then, the next day my husband and I became members..
After that, we started to receive lots of messages from the travellers!!

Well, now we have guests :)

Our first guest was from France, he is an Algerian whose name is Nacim...He arrived on Friday 29th August. We have spent good time together. We went to the couch surfing party, discovered  Istanbul's nice places again ..He left us on Monday morning because our new guests would come on Monday evening..
He was a nice guy, hope to see him again... :)

Now we have other guests, names are Laure and Benoit, they are from France, too :)
Benoit is 21 and Laure is 22...They came here after Bulgaria..They are so sweet, nice, kind and alive..we love them! :)
I will put the photos of them. But now, it is time to introduce Nacim to you.. :)
here he is..





Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Kedi yıkanır mı??

4/9/2008 · Kategori: hayvan sevgisi

Yıkanır, sene de bir yıkanır...Nefret ederler ama ii olur :)

Biz de Biber'imi yıkadık..Aslında daha sıcak havalarda yıkamak daha iyi olurdu ama ne yapalım anca oldu..
hazır tüylerini de kazıtmışken ve daha uzamadan mis gibi yaptık oğlumu :)
Kendisi bu konudan çok mutlu değil ama çok da direnmez, genelde öyledir zaten kendisi. Hani şu tüylerini kesen kişinin söylediği gibi "kendinden anestizili bu kedi!" :))))
İlk başta biraz bi direndi, belki bu nemli ortamdan kurtulurum diye ancak ne yazık ki beni tanıyor, baktı ki olmuyor, direnmedi, kendini ellerime bırakıverdi :)
zaten şampuanıyla masaj yaparak yıkmaya başladıktan sonra da mest oldu :))

Biber'imin ıslak hali de ayrı bi güzel ve komik çünkü kendisi Gremlin'e benziyor biraz o kocaman gözleriyle.. :)))
olsun yine de biz onu seviyoruz babasıyla..çok seviyoruz..!

neyse kendisinin ilginç fotolarını biz orada Biber ile boğuşurken babası görüntüledi..buyrunuz..ama gülmek yok :P




gözlerini sevdiğim canım benim ...Biber'im..




Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Soran olursa "Suite No.3 in D major"deyim..

15/8/2008 · Kategori: öylesine

saat 23.35...

aslında çok yorgunum...
hem dün kramp girmiş bacağım bugünün yorgunluğu ile çok daha kötü durumda, dinlenmem ve dinlendirmem gerek, hem yarın yoğun bir gün olacak...

ama...

nedense bilgisayarın başına geçtim...acaba dedim içimden maillerime bakmak mı geliyor, daha uykum gelmedi mi?
ama yok..canım maillerimi kurcalamak istemiyormuş, farkettim..

sonra müzik aradım...beni uykuya geçirecek hoş birkaç nota...

derken ellerim Johann Sebastian Bach'a gitti..her zamanki gibi..

Şimdi arka planda, "Air' from Suite No.3 in D major" çalıyor...

huzurlu, sakin, asil, kibar..uysalca dokunuyor kulaklarıma...
yaşam yemyeşil çayırlardan ibaretmiş gibi gözlerimi kamaştırıyor...kalbimin atışı yavaşlıyor...

sanırım yatacağım, sakinlikle kitabımı okuyacağım ve huzurla uyuyacağım...

sanata susamışım ben...
ondandır sanırım aklım ve gözlerim hep Floransa'da, Uffizi Galerisi'nde...

neyse..
şimdi saat 23.42...hayal kurma vakti...
iyi geceler ben ve herkes...İstanbul..

kapanış: Johann Sebastian Bach - Cantata "Ich habe genug" (BWV 82)


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Biber traş olursa... :)

11/8/2008 · Kategori: hayvan sevgisi


Biber'in tüy sorunsalına bir çare bulduk..
Biber, benim 25 Ağustos 2002 doğumlu, İran-Siyam kırması erkek, simsiyah
kedim..O benim canım, ciğerim, bitanem, kara elmasım...

Bu yaz hiç olmadığı kadar tüy döküyordu. Normalde bir sabah bir akşam tüy taraması yaparak bu problemi alt ettimiştik ama artık mevsimlerin karıştığından mıdır yoksa kendi isyanından mıdır bilemiyorum, artık bu problemle baş edemez olmuştuk. Biz de gittik bir veteriner kliğiniğine ve oğlumuzu traş ettirdik! Evet bunu yapmayı hiç istemiyordum ve hep komik bulmuştum ama yaptık, yapmak zorunda kaldık...

Hiç anestezi vermediler. Biber'im zaten kendinden anestezili, sakin bir hayvan. Hele ki bir veteriner eline düşsün, süt dökmüş kedi gibi oluyor hepten. :) Bir kendini teslim edişi var ki görülmeye değer. Sesi çıkmadı, bir kez sadece narin bölgeleri traş edilirken hafiften bir mırlamasını duyduk "Dikkat edin hoop!" der gibi :)

Her ne kadar onun tüylü halini daha çok beğensem de, artık kucağıma alıp özgürce, tüysüz bir vaziyette sevebilme özgürlüğü yaşıyor olmaktan gayet mutluyum. Evim de pırıl pırıl..
Bu tip bir derde düşenlere tavsiye ediyorum. Hem ev sahibi rahatlıyor hem de hayvan. Veterinerimiz bize senede 2 defa yapılması gerektiğini söyledi. Havaların sıcak olduğu dönemleri seçeceğim. Böylece artık kendini en serin bulduğu taşlara atma işkencesini de yaşamayacak oğlum...Hım bu arada, tüyler tamamen gitmedi yani 5 numaraya traş ettirdik, yani tüy var ama kısa :)

Biber Bey'i biz bu yeni haliyle gri bir takım giymiş, siyah maske ve siyah eldiveler takmış Venedik Festivali'nden çıkma bir kahraman kediye benzettik :)
O bize çok kızmış olabilir belki ama biz her haliyle seviyoruz onu...çok seviyoruz...

Kediler koca alan olsa da, illa bir şeyin üzerinde durmaktan, kendilerine sınır belirlemekten hoşlanırlar. İşte burada bir hediye paketini kendine mesken bellemiş o an...

Gri takımıyla kendileri. :)

Bu da Biber'in olması gerektiği, orjinal hali...Şu güzelliğe bakın..Maşallah! Nazar değmez inşallah...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yıldönümü turu...

11/8/2008 · Kategori: seyahat



5 Ağustos Salı günü 2. evlilik yıldönümümüzdü. (maşallah! 41 kere maşallah!)

Biz birbirine klasik hediyeler alıp, yine bir yerlerde yemek yiyerek kutlamaktan hoşlanmayan bir çiftiz, biz gezmeyi seviyoruz. Biz de akşam üzeri başlayan, gece yarısı biten bir Boğaz Turu'na çıktık. Işıklar altında İstanbul en az Paris kadar romantik olabiliyor, birkez daha kanıtladık :)

Tur, Eminönü'nden başladı. Bizden başka herkes turistti.
Boğazın serin-sıcak sularında ilerlerken güneş batımının ne kadar muhteşem olduğunu bu geziyi yapanlar bilirler...



Derken sonra ilk durak Beşiktaş, sonra Kanlıca, sonra "yahu nasıl olur" dedirten muhteşem, bembeyaz, pırıl pırıl yalıları ile Yeniköy, derken bambaşka bir renklilikle Sarıyer, küçük bir sahil kasabası gibi olan Rumeli Kavaği ve nihayet yemek yiyebileceğimiz , biraz da dolaşabileceğimizi Anadolu Kavağı...
Hepsi inci gibi..Dışarıdan izleyen biri gerçek olmayan birşeylerin içinde dolanıyor sanır, masalsı..Şair olsam kesinlikle ilham gelir, yazar olsam kafam biraz dumanlanır ve kendimi kaleme kağıda veririm..Öyle bir güzellik...
Ne garip, hergün keşmekeşini yaşadığım, bırakıp gitmek için anı yakalamaya çalışan ben, o gece çok sevdim gördüklerimi..


Vapurumuzdan indikten sonra, yemeğimizi yedik ufak bir kavak altı restoranında, çayımızı içtik...Küçük olan Kavak meydanında 2 tur attık..Derken bir baktık ki vapurumuzun geri dönüş için kalkış vakti gelmiş..Sessiz sedasız ama ciğerlerimizde bol oksijenle yine bindik vapurumuza.

Dönüş yolunda sessizce gece yaşayan ışıkları izledik ya da gecenin koyu mavisinde dans edenleri, bol müzikli yerleri, eğlenen insanları...


Yine aynı güzergahı izledi vapurumuz dönüş yolunda da..İneceğimiz iskeleye yaklaşınca çıktık o masaldan, dönük evimize..ve rahaat rahhaaat uyuduk başka bir masala doğru.

İstenince İstanbul'da da zaman güzel geçebiliyormuş, sevdiceğinizle başbaşa...

Nice yıllara bize!  :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Yazın Serinliği...

7/8/2008 · Kategori: seyahat


ne zamandır yazmıyordum, neden? yaz geldi çünkü...
yaz geldi rehavet çöktü, işe zor gider gelir oldum...


Evimizin manzarası..En tepedeki ev olması itibariyle taa Aliağa'ya kadar gözlerimizin önünde müthiş bir mavi özgürülük...
                                                        
sabahın erken saati plaj...havası koklanası...


Hemen yakındaki Deniz Köy'ün içi...Sıcacık bir günde sıcasık Ege_akdeniz stil, ufak evler, dar sokaklar...

Sahilin hemen yukarısında yer alan çiçek böcek arasından yükselen bir Aloe Vera ağacı..ilk kez gördüm ben de..


Yaptığımız Cunda Adası gezisinde Cunda denizi...


derken tatil geldi..ruhumu bıraktım rüzgara, güneş altında biraz bronzlaştırdım, tuzlu suya emanet ettim arınsın diye...
mis gibi ağaç kokan, deniz kokan, rüzgarı üşütmeyen, toprak kokan, kedisi, sincabı, köpekleri olan mis gibi bir yere gittik...Çandarlı'ya...
ev denize tepeden baktığından, sabah kalktığınızda ilk gördüğünüz denizin muhteşem maviliği oluyor, sonra da verandadan gelen mis gibi hava...
kahvaltılarımı reçellerimize üşüşen arılarla :), yüzümüze yemek vermemiz için cin gözleriyle bakan kedimizle yaptık..hatta kedi bey o kadar şımarıktı ki, ayaklarımızın arasında dolaşırken kimi zaman düşecek gibi de oluyorduk :))

Çandarlı Dikili'ye bağlı küçük bir kasaba. Kasaba merkezine 20 dakika uzaklıktaki bir dağınık yerleşim bölgesinde kaldık biz. Daha yeni yeni keşfedilmeye başlanmış. Denizi az biraz serin, bu yüzden de yavaş yavaş değil birden dalarak girmek gerekiyor. Rengi en koyusundan bir lacivert, pırıl pırıl...

Yemekler, uykular, elbiseler, saçlar, kokular...herşey daha bir başka, daha bir çok anlam kazanıyor tatilde...

az laf sölemek istiyorum...

az lafla bol  güzel havayla geçirdiğim tatilim öyle kalsın istiyorum...

ve ben aslında hep tatilde olmak istiyorum sanırım :)

şimdi en kısa zamanda sıra yenisinde :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Mad About You!

16/6/2008 · Kategori: sanat yorumları

Yayma haftasonularına bayılıyorum! Öyle ki, dışarıda havanın ne kadar güzel olduğu bile önemli olmuyor benim için...Bi de elimde iyi bir film varsa, ooooo, çıkmam dışarı, yaz sıcağına ben çıkacağıma, serin evime yaz sıcağı girsin, beni mutlu etsin daha iyi..

Önce soğuk bir karpuz kesilir, özenle tabaklara konur. Film DVD oynatıcıya yerleştirilir. Koltuğun en rahat noktasına yerleşilir ve kumandanın oynat düğmesine basılır!

Bizim dünümüz işte böyle geçti. Öyle ki akşam yemeği bile hazırlamadık ve Burger'dan yararlı olmayan ama yemesi çok zevkli, tam bir kilo düşmanı olan Whopper sipariş ettik ve tv hipnozuna devam ettik..

Dün tüm gün Mad About You'nun ilk sezonunu bitirdik! Muhteşemdi, çok güldük. Dizi 1999 yılında bitmiş ama o bi klasik olmuş. öyle ki, Gloden Globe'dan Emmy'ye kadar birçok anlamlı ödül de kazanmış. Baş oyuncuları Helen Hunt ve Paul Reiser. (bizim izlediğimiz ilk sezon 1990 yılında geçiyor bu arada)

Dizi, bir çiftin arasında ve arkadaşlarıyla aralarında yaşananları konu ediyor. Bu diziyi izlerken yer yer "ya bizde de aynı tip şeyler oluyor" diye düşündüğüm oldu :) kavgasıyla da güzelliğiyle de..demek her ilişki kendi içinde özel olsa da benzerlikleri çok çünkü netice de hepsi kadın veya erkek, daha da genellersek hepsi insan..ne kadar farklı olabilir.. :)

gece 23.00 itibariyle shov bitti ve sonra ben tüm gece rüyamda ingilizce konuştum :)) böyle bir yan etkisi oluyor bende bu yabancı filmlerin...çok kaptırmışsam kendimi ya da geç saatte izleyip yatmışsam ya da dün olduğu gibi uzun süre izlemişsem ingilizce konuşulan filmleri, dizileri, rüyalarımda sapıtıyorum, başlıorum ingilizce konuşmaya ve hatta bazen bi kelimeyi hatırlayamadığım zamanlarda sinirleniyorum falan :))
enteresanım vesselam :))

Eşim şu an 2. sezonu çekiyor. Vala izlemek gerek bu diziyi  diye düşünüyorum...
Dizi hakkında bilgi için http://www.madaboutyou.com/

yaşasın yayma haftasonularııı!

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Var mı evine bir arkadaş arayan??

11/6/2008 · Kategori: hayvan sevgisi

Aşağıdaki e-posta bana bugün geldi. Ben de daha önce bu tip birkaç çaresizlik yaşadığım için bilirim ne demek olduğunu, onun için bloguma da koyayım ilanı belki biri ilgilenir diye düşündüm. Ayrıca bu postayı listemdeki herkese de yönlendirdim.

Eğer Can ile ilgilenmek isterseniz, Kebire Hanım'ın iletişim bilgileri de aşağıda bulunmaktadır.

Umarım bir ev bulunur..

Sevgiler

Gökçe

***

From: Kebire Bozkurt [mailto:kebire@kebirebozkurt.com]
Sent: Tuesday, June 10, 2008 8:47 PM
To: Kebire Bozkurt
Subject: Can Hakkinda

Arkadaslar merhaba,

Can’i artik hepiniz biliyorsunuz. O olmek uzereyken bir parkta bulundu. 17 kiloydu simdi 33 kilo oldu.  Bir suru rahatsizligi vardi. Tedavi gordu suan ciddi saglik sorunlarini geride biraktik. Hergun Glucosamine ve tansiyon ilaci kullaniyor. Arada da vitamin aliyor. Bunlarin disinda tek eksiyi bir sahip ve sicak bir yuva. Ben suanda ise baslayacagim ve Can’i uzun sure evde birakamiyorum 8 saatten fazla tuvaletini tutamiyor. Bu yuzden onu ya butun gun gunes dahi gormeyen banyomda tutacagim ya da gunduzleri pansiyona verecegim. Yapacak baksa birseyim kalmiyor. Onun icin yapmam gereken herseyi yaptim. Bahceli ve guvenli bir evim olsa gunduzleri bahcede biakabilridim ama apartman suan imza topluyor hayvanlari uzaklastirmak icin. Elim kolum bagli kaldim. Veterinere goturecek bir arac bulamiyorum. Kontrollerine goturemiyorum. İhtiyaclarini karsilayamiyorum. Maddiyi gectim manevi olarak Can’in sorumlulugunu artik tasiyamiyorum.

Bana bir akil verin ben ne yapayim? Ona bakabilecek bir aile ariyorum bundan baksa carem kalmadi. Can cok efendi bir kopek cok iyi huylu o bilge bir ruh tasiyor. Diger canlilara son derece saygili. Cocuklarla diger hayvanlarla arasi cok iyi. Sabah aksam gezdirilmek aksam uzeri de bir cise cikmaktan bir kap yemekten ve sevgiden baksa bir ihtiyaci yok. Lutfen bana yardimci olun eger ona bakmaya imkaniniz varsa Kebire daha iyi bakar diye dusunmeyin artik gercekten bakamiyorum. Oturdugumuz cevreden dolayi onu yuruyuse dahi cikartamiyorum bundan emin olun. Ben artik ona bakamiyorum arkadaslar ve bunun nasil canimi acittigini size anlatamam.

 Can’a yuva ariyorum cevrenize iletirseniz sevinirim.

8 yaslarinda kisirlastirilmis erkek İngiliz setteri Can cok iyi huylu evde cok hareketsiz sakin bir cocuk. Sadece bahcede yapamaz.

İlgilenenler daha detayli bilgi almak isteyenler beni arayabilir.

Kebire Bozkurt

0555 422 88 95

0536 63 93 323

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yemek Yemek Gerek...

10/6/2008 · Kategori: yemek


 
 Sağlıklı yemek....

Yaz gelmiş, ben biraz(cık) kilo almışım, acil bir planla "kaybetme ve koruma" projesine girmeliyim diye düşündüm.

Bu amaçla bir salata  ve zeytinyağlı listesi çıkardım, oturup onları yiyeceğim yaz boyunca...Yani yemek için elimden geleni yapacağım. Biliyorum, aslında benim bünyemin Burger King'in o muhteşem Whoooooper'ına ihtiyacı yok, evet biliyorum...Agghh!!

Efenim yukarıdaki tepside bol yeşillikten oluşan koca bir tabak salata görüyorsunuz. İçinde roka, maydanoz, nane ve kıvırcık var, ayrıca domates ile de renklendirilmiş. Üzerine sızma zeytinyağı ve limon gezdirilmiş, azıcık da tuz serpilerek kıvamı bulunmuştur.

Yanındaki pilavımsı yemek aslında pilav değil, o bir salata (hehe böyle söyleyince ne kadar masum oluyor herşey) Bu pirinç salatası şu şekilde hazırlnıyor: İsteğe göre pirinç azıcık sıvı yağ ile haşlanır. Aman dikkat çok haşlarsanız, pirincin tadı kaçar..Sonra bir kaba alınır soğumaya bırakılır. Bu sırada, daha önceden haşlanmış, soğumuş olan 2-3 tavuk göğsü didiklenir. Dereotu ince ince kıyılır, domates küçücük küçücük doğranır (ben biraz fazla yapmışsam domatesi ilk başta koymuyorum çünkü salata aynı gün tamamen tüketilmez ise, ertesi gün onu sulanmış olarak buluyorsunuz), maydanoz kıyılır veee bu malzemelerin hepsi ılık olan pirinç ile karıştırılır. Bu karışım iyive birbiri ile tanıştırıldıktan sonra 1 limon suyu, bolcana sızma zeytinyağı karıştırılarak, salata üzerine dökülür, hemen arkasından da isteğe bağlı olarak (ama bol koyunca güzel oluyor) soya sosu koyulur...Bu sos salatanın hem rengini hem de tadını değiştirecektir, muhteşem yapacaktır.. :) (ama yukarıdaki fotoda ben pek fazla koymamışım, soya sosu bazen tansiyonumu çıkarıyor da yükse tuz oranıyla.. :(

Eveet bu kadar! çok da kalorili olmayan bu salatayı bir akşam yemeği gibi yapabilirsiniz. Hem doyurucu hem de besleyici. Ama söyleyeyim yanına hiç de besleyici olmayan kola çok yakışıyor... ;)

Afiyet olsun.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Stajyer ilanı - Bilgi Belge Yönetimi

10/6/2008 · Kategori: kariyer

NIELSEN BİLGİ BELGE MERKEZİ STAJYERİNİ ARIYOR !!

Sevgili Meslektaşlarım,

Nielsen Araştırma Hizmetleri, tüketici ürünleri ve hizmet sektörlerinde pazar araştırmaları, bilgi ve analiz hizmeti veren Türkiye’de lider, uluslararası bir araştırma şirketidir.  Nielsen’in 100’ü aşan ülkede 9000’den fazla müşterisi bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için http://www.nielsen.com.tr/

Müşterilerine daha kaliteli ve hızlı hizmet vermek, projelerinde daha güvenilir ve hızlı çözümler üretebilmek amacıyla bünyesinde yaklaşık 13 sene önce kurulmuş Bilgi Belge Merkezi’ne çok önem vermektedir.

Bilgi Belge Merkezi’ne her sene Şubat ayı içerisinde yeni bir uzun süreli stajyer(ler) alınır. Bu stajlar Bilgi Belge bölümlerinde okuyan öğrencilerin “Özel Kurum” stajlarını karşılar. Aynı zamanda piyasayı tanıma, kariyer planı yapma, araştırma ve bilgi bilimi ve modellerini öğrenme, kişisel mesleki bilgilerini geliştirme gibi faydaları da olur.

Eğer Nielsen Bilgi Belge Merkezi’nde stajınızı yapmak ve iş hayatına daha bilinçli ve güçlü girmek isterseniz, özgeçmişinizi bize aşağıdaki başvuru bilgilerini kullanarak iletmeniz yeterli olacaktır.

Katılımlarınızı bekleriz.

Saygılarımla,
Gökçe Özses

NIELSEN BİLGİ BELGE MERKEZİ staj içeriği aşağıdaki gibidir.

İşin Tanımı: Şirket projerlerinin araştırma basamaklarında destek vermek - Medya takibi - Ekonomi ve sektörleri takip etmek

Aranan Özellikler:
    Üniversitelerin Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinin 3 veya 4. sınıf öğrencisi olmak,
     - İngilizceyi en az orta düzeyde bilmek,
     - Bilgisayar ve interneti etkin kullanabilmek,
     - İletişime açık olmak,
     - Gelişmeye ve öğrenmeye açık olmak,
     - Sorumluluk alabilecek olmak.

Başvurular için:
(Özgeçmişlerin önyazıyla birlikte hangi birime başvurulduğu belirtilerek yapılmasını rica ederiz.)
Web: www.yenibiris.com

E-posta adresi:  gokce.ozses@nielsen.com
İletişim Telefonu: 0216 538 70 00 (dahili 7091)

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »