adres değişikliği
30/12/2008 ·
merhaba,
artık blogcu semalarından ayrılıyorum.
bunun sebebi, blogcu sayfasının teknik olarak geliştirilebilmesi çok daha zor veya imkansız olması.
sevgili arkadaşım Gaye, nice zaman önce beni uyarmıştı, teknik konuda sıkıntı yaşayanlar olmuş blogcu'da diye. ama işte bir musibet, bin nasihatten iyidir.. :(
beni, yazılarımı hala takip etmek isterseniz yeni adresim:
http://gokceninozsesi.blogspot.com
Blogcu'daki yazılarım yakında silinecek, ancak burada kayıtlı tüm yazılarım yine tarihlerine göre yeni sayfama aktarıldı.
görüşmek üzere...
Sevgilerimle
Gökçe
Yer: Altınoluk, Kadıköy Balıkçılar Çarşısı
26/12/2008 · Kategori: yemek
Dün akşam sevgili annem ile birlikte Kadıköy'de biraz laflayalım biraz da alışveriş yapalım diye bir kızlar toplantısı yaptık :)
Önce Otantik'te güzel yemeklerimizi yedik, hani derler ya "karın açken alışverişe çıkılmaz" diye, işte biz de bunu uyguladık, ama...
Kahvaltı sofrasını, yemek pişirmeyi siz de benim gibi çok sevenlerden misiniz? O zaman doğal ürünlerle buluşmak, hem de sahibi Uğur Bey ile hoş sohbet etmek, ablasının evinde yaptığı turşudan tatmak, çok güzel tarifler almak için mutlaka Kadıköy Balıkçılar Çarşısı içinde yer alan dükkanlarına, Altınoluk Zeytinyağları Satış Mağazası'na gitmelisiniz.
Altınoluk'da organik ürünlere de rastlayacaksınız ama ben en çok bizzat evde hazırlanmış, yöresel olanlarla ilgileniyorum. Tabi bu anlattıklarımdan anlayacaksınız ki, bizim yemek yiyerek kendimizi alışverişten koruma planımız suya düştü :) ama değdi ;)
Altınoluk resmi üretim belgelerine sahip, 2001 yılında 3 kişi ile kurulmuş. Kadıköy'deki mağazalarına ne zaman gitsem Uğur Bey orada ve ürünlerle neleri nasıl pişirebileceğinizi anlatıyor, siz de dayanamıyor ve bir mutfak gurusu olmak istiyorsunuz bir anda! :)
Altınoluk'da baharatlardan un çeşitlerine, reçellerden soslara, bakliyattan çeşit çeşit peynire, ev yapımı sucuğa, zeytinyağlarından salçalara, turşulara, bitkisel kremlere, şampuanlara varıncaya dek çok çok geniş bir ürün yelpazesi var.
Benim fotoğraf çekme şansım olmadı ama sizlere web sayfalarından bazı ürünleri buradan gösterebilirim.
deniz teresi (kaya toruğu turşusu)
tuzlu süzme yoğurt
çedene (güneydoğu anadolu'dan bir çerez türü-tuzla kavrulup yeniyor)
ünlü Beypazarı kurusu
Hepsini tatmak, almak, evinizde pişirip onları hayatınıza katmak istiyorsunuz..
Tabi bana kalsa öyle yapacaktım neredeyse ama sol beynim beni uyardı! :))
ve ben çok güzel bir ezine peyniri, muhteşem bir tulum peyniri, en etlisinden siyah zeytin, mis gibi mısır unu, el yapımı sucuk, evde yapılmış kayısı reçeli, süper bir bulgur vb. sofraların tadına tat katacak doğal, sağlıklı ürünler alarak çıktım oradan.
Hım bu arada Uğur Bey'den bir tarif aldım ki, Cumartesi günü ilk işim bu tarifi denemek olacak ve bunu buradan da paylaşacağım. Ama şimdilik sürpriz ;) Uğur Bey bir yemek kitabı da çıkarmak istiyor aslında, ben de merakla bekliyorum..
Altınoluk'u daha fazla anlatmayayım, reklama girmesin ;) Kadıköy nasılsa merkezi bir yer, atlayın gidin bir gün ve kendiniz görün o güzel ürünleri...Benden söylemesi çok mutlu olacaksınız ve kendinizi durduramayacaksınız. kih kih!
Hıım unutmadan 1:
Adres: Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. No: 24-26, Kadıköy-İstanbul
(Kadıköy Balıkçılar Çarşı İçi)
Tel: 0216 414 83 11
Hıım unutmadan 2: Altınoluk'un web sitesi de var, daha geniş bilgi almak isteyenler için.
www.marmaragurme.com
Şimdiden afiyet olsun, yarasın efenim ! :)))
19. yy'da Venedik'te Kar
26/12/2008 · Kategori: kitap
Kitaplardan bahsederken farkettim ki, son dönemde okuyup da beğendiğim ancak hakkında yazmadığım bir kitabım var. Yine taa 19. yy tarihini de içinde barındıran bir kitap.
Venedik'te kar
Orjinal ismi: Schnee in Vevedig
Yazarı: Nicolas Remin
19. yy Venedik'inde geçen polisiye bir roman. Hemen arka kapak bilgisini veriyorum.
***
1862 yılında Venedik, Avusturya ordusu ve kar tarafından esir alınmıştır. Avusturya imparatorunun üst düzey bir görevlisi bir geminin kamarasında öldürülmüş olarak bulunur. Görevlinin yanında taşıdığı son derece önemli evraklar da kayıptır. Cinayeti çözmek, yoksul düşmüş asil bir Venedikli ailenin son ferdi olan Commissario Tron'un görevidir. Avusturya ordusunun meseleye el koyması bile onu engelleyemeyecektir. Çünkü hayranı olduğu Principessa di Montalcino tehlikededir. Bu sırada Venedik'te bulunan Avusturya imparatoriçesi Elisabeth de Tron'un bu cinayeti bir an önce çözmesini istemektedir. Polisiye romanlarda alışageldiğimiz kahramanlardan çokfarklı birisi olan Commissario Tron, okuyucuyu Venedik'in tarih ve gizem kokan sokaklarında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. 'Bir Kont neden polis olarak çalışır ki? ' diye sordu Moosbrugger. Kendi Palazzo'sunda yaşayan bir kontun polislik yapması, kafasını henüz buldukları iki cesetten daha çok karıştırmıştı. 'Siz neden kamarot olarak çalışırsınız ki, Moosbrugger? ' Moosbrugger'in kaşları kalktı. 'Ben geçimimi sağlamak zorundayım Commandante.' 'Kont da öyle' dedi Landrini.
***
Venedik'e gitmiş ya da gitmemiş olmanız farketmez, Venedik'i sevmek diye bir şey var bence. Renkli hayatı, maskeli baloları, köprüleri, birbirine bitişik şaşaalı ya da küçük evleri, gondolları..
E tabi bu kadar renkli bir hayat içinde bir takım polisiye durumların olması normal..Hiç birşey mükemmel değil ;)
Kısaca; polisiye, fikir yürütmek, araştırmak, çözmek gibi şeyleri seviyorsanız tavsiye edeceğim bir kitap..
iyi okumalar!
« Önceki ::